Kırk Yıllık Hatırıyla Geleneksel Türk Kahvesi Çeşitleri



Bugün Etiyopya olarak bildiğimiz Antik Habeşistan topraklarından önce Osmanlı''ya, Osmanlı''dan da “Türk kahvesi” adıyla tüm dünyaya yayılan ve bir fincanının dahi 40 yıllık hatırı olacak kadar makbul ve muteber içeceğimiz; kokusuyla, tadıyla, yorgunluğu almasıyla ve sohbetlerin en iyi eşlikçisi olmasıyla baş tacımız kahve... Zaman zaman Yunan komşularımızla “Benimdi...”, “Senindi...” tartışmaları ve tatlı atışmaları yaşatacak kadar kıskançlıkla sahiplenilen bu içecek, aslında çoktan Türk''ü de Yunan''ı da aşarak dünya kültürünün bir parçası olmuşsa da meşhur Türk kahvesi dendiğinde bir durulması gerekiyor.

İnsanlık Kadar Eski Bir Tat İnsanlığın ilk kez ortaya çıktığı ve medeniyetler beşiği olarak bilinen Antik Habeşistan, kahvenin asıl menşei. O zamanlar “Kaffa” olarak adlandırılan yörede ortaya çıkan içeceğin dünyaya yörenin adına benzeyecek şekilde “kahve” ismiyle 14. yüzyılda yayıldığı söylense de kahvenin kullanımın çok daha eskilere dayandığı tahmin edilmektedir. Zaten Arap tıp insanı Rhazes''in de daha 10. yüzyılda kahveden söz etmiş olması kahvenin çok eskiden bilindiğinin açık bir kanıtıdır. Efsanelerin Meyvesi Kahveye dair anlatılan pek çok Arap ve Etiyopya efsanesi de ne kadar kadim zamanlardan beridir kahvenin insan hayatında olduğunu gösterir. Bu efsanelerden en çok bilineni ve kabul görüp ilgi çekeniyse hiç kuşkusuz “dans eden keçiler”e dair olanıdır: Kaldi adındaki genç bir keçi çobanı; günlerini keçilerini otlatmakla, kavalını çalıp şarkı söylemekle geçirirmiş... Güneş batmaya yakın da kavalına üfleyip tiz bir nida ile keçilerini çağırınca keçiler koşup yanına gelirler, hep birlikte köye dönerlermiş. Günlerden bir gün Kaldi, yine keçilerini çağırınca keçilerinin gelmediğini görmüş. Kavalını bir daha bir daha bir daha üflemiş, ancak keçilerinden hiçbiri gelmemiş. Hayvanlarını merak eden genç çoban, yüksek bir tepeye çıkıp keçilerini görmeye çalışmış ve uzakta bir ormanlıkta neşe içinde hoplayıp zıplayan, mutlu mutlu meleşen, birbirlerinin sırtına çıkıp atlayan, daha nice muzipliklerle eğlenen keçileri görmüş. Yanlarına gidip keçilerine ne hâl olduğunu anlamaya çalışınca da ağızlarında o güne kadar görmediği bir ağacın yapraklarını çiğnediklerini fark etmiş. Keçileri köye, babasının yanına götürmekte iyiden iyiye gecikmiş olduğu için hayvanları güç bela dönüş yoluna razı eder etmez de yola koyulmuş; gizemli ağacı, yaprakları ve meyvelerini daha fazla incelemeyi daha sonraya bırakmış. Ertesi gün de keçiler dosdoğru aynı yere gidip, aynı ağacın yapraklarından ve kırmızı meyvelerinden yiyip, aynı tuhaf hareketleri yapınca merak ederek ağacın yapraklarından ve meyvelerinden tatmaya karar vermiş. Tadınca da yorgunluğunun ortadan kalktığını, yenilendiğini ve neşelendiğini hissetmiş. Bu keşfinden babasına da bahseden Kaldi, bu meyveye ve hoş etkilerine dair yazdığı şarkıları söyleyerek kahvenin Etiyopya''da tanınmasını sağlamış. Etiyopya''dan Türk Yurduna Etiyopya''da çeşitli biçimlerde kullanılmış olan kahve; Etiyopyalıların Yemen''i fethiyle ve 50 yıllık egemenlikleri döneminde önce Yemen''e gelmiş, ardından da uzun yıllar sonra kahvenin tadına hayran kalan Osmanlı''nın Yemen Valisi Özdemir Paşa tarafından Anadolu topraklarına kadar ulaşmış ve asıl memleketini bulmuştur. Dönemin ticaret merkezi İstanbul''daki Avrupalı tüccarlarca dünyanın pek çok yanına taşınmış, adını da “Türk kahvesi” olarak tarihe yazdırmıştır. Öyle ki 2013 yılı itibarıyla “Türk kahvesi kültürü ve geleneği” UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine dahil edilmiştir.



Çeşit Çeşit Kahve Pişirme Yöntemi Türk kahvesinin her yöreye özgü farklı pişirme yöntemleri olsa da “süvari kahvesi”, “menengiç kahvesi”, “kül kahvesi” ve “cilveli kahve”, "mırra", "dibek kahvesi", "devebatmaz kahvesi" ve "yandan çarklı" en çok bilinenlerdir: Süvari kahvesini Ege ve Akdeniz ahalisi, ince belli çay bardağında tüketir. Menengiç kahvesi ise bilinen kahve çekirdeği yerine menengiç meyvesinin çekirdeklerinin kavrulmasıyla elde edilir, kafein içermez. Kül kahvesi; cezvenin közünü almış kül içine yerleştirilerek kahvenin çok ağır ısıda pişirilmesiyle yapılır, lezzeti yoğun olur. Manisa''da pişirilen cilveli kahvenin özelliği ise bildiğimiz Türk kahvesinin fincana konulduktan sonra üzerine çifte kavrulmuş ve öğütülmüş badem eklenmesidir. Yanında bademin yenmesi için çay kaşığı da verilir. İsmini, Arapça "acı" anlamındaki "mur" kelimesinden alan mırra ise daha çok Güney Doğu şehirlerinde tüketilir. "Güm güm" diye tabir edilen özel cezvede ve ağır ateşte pişirmesi iki saati bulur. Esas itibarıyla pişirme yönteminden çok kahvenin dövülme tekniğinin daha farklı olmasıyla diğerlerinden ayrışan dibek kahvesinin yapımında kullanılan çekirdekler; iç kısmı oyulmuş taşlarla elde edilen havanlarda dövülür, kahve tanecikleri geleneksel öğütülmüş kahveden daha kalın olur. Dibek kahvesinin aroması, bu dövme tekniği dolayısıyla daha yoğundur. Bol köpüklü devebatmaz kahvesi ise kahve tam kaynarken hemen köpüğünü fincana boşaltıp bu işlemi, cezve boşalana kadar birkaç kez daha yapma usulüne dayanır. Yandan çarklı da dibek kahvesinde olduğu gibi bir pişirme yöntemi değil. Yandan çarklı kahvenin farkı sunum şeklinde... Şekersiz kahvenin yanına iki adet kesme şeker konularak ikram edilen içeceğin, içine konulduğu fincanın kulpuyla şekerlerin birbirine değdiği noktada eski buharlı gemilerin çarklarına benzer bir görüntü meydana geldiği için bu ismi almıştır. Kahvenin Farklı Kullanım Alanları 1. Türk kahvesi, sadece sohbetlerin eşlikçisi bir içecek olmaktan daha fazlasıdır... Kahve telvesi, kötü kokuları gidermede birebirdir. Bir kavanozda buzdolabına koyarak buzdolabının havasını değiştirebilir, elini yıkamadan önce kahve telvesiyle ovarak balık kokusundan kurtarabilirsin. 2. Taneli telveyle cildi ovarak “peeling” yapabilir, selülitlerden kurtulmada kahveden yardım alabilirsin. 3. Çekilmiş kahve, pek çok bitki için yararlı bir besin maddesi olarak değerlendirilebilir. 4. Yine kahve telvesi, saç bakımında kullanılabilir. Yıkanmış saçlara suyla karıştırılmış kahve telvesi sürüp 20 dakika kadar bekledikten sonra duruladığında farkı görebilirsin. 5. Kurutulmuş kahve telvesi karıncaları uzak tutar. Limon veya portakal rendesiyle bir araya getirilmiş kahve çekirdekleri, kedilerin yaklaşmasını engeller. Hayvanların derisine hafif ıslak şekilde sürülen kahve telvesi ise evcil hayvanlarını pirelere karşı korur. 6. Su ve sabunla karıştırılmış çekilmiş kahve, mutfaklarda yüzey temizleyici olarak kullanılabilir. 7. Kahve telvesi, ahşap yüzeylere de bakım yapmakta kullanılabilir. Ahşabı telveyle ovmak yeterlidir.

1 görüntüleme
SOSYAL MEDYA 
Bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip ederek yeni ürünlerden ve kampanyalardan haberdar olabilirsiniz.
  • Facebook
  • Instagram
BİZ KİMİZ ?
FİTO GIDA ekibi olarak en kaliteli ürünleri en iyi şekilde sizlere ulaştırmayı hedefleyerek yola çıkmış bir ekibiz ve her geçen gün sizler için kendimizi geliştiriyoruz. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkürler.
e-mail: fitogida@gmail.com
tel: +90 (553) 699 2935
0
whatsapp-message-icon-png-favpng-Vd6iz8s